IRKÇILIĞA HAYIR!

AB İçişleri ve Adalet Bakanları, ırkçılığa teşviği de suç sayma konusunda anlaştıkları haberi, geçtiğimiz günlerde haber bültenlerinde yer aldı.

Buna göre 27 üye ülkenin tümünde ırk, renk, ulusal ya da etnik kökeni hedef alan her türlü tehdit ve taciz, 1-3 yıl hapisle cezalandırılacak. Alınan kararla üyelere bu tür davaları yalnızca ‘kamu düzenini bozacak durumlarda’ açma hakkı da tanınıyor.

Son yıllarda özellikle İngiltere’de ırk ayrımcılığı konusu bir hayli önemsenen toplumsal konular arasında. Zaman zaman ırk ayrımcılığına dayalı kötü muamele de ülkenin yaşanan gerçeklerinden biri. Take away olarak bilinen dükkanlarda çalışanlar da zaman zaman ırkçı davranış, hakaretler ve kötü muameleyle karşı karşıya kalıyorlar.

İngiltere’de kayıtlara geçmiş ırkçılık unsuru içeren saldırıların 1988 yılında 4 bin 500 iken, 1999-2000 döneminde 22 bin olduğu biliniyor. Yine 2004-2005 dönemine oranla, 2005-2006 yıllarında ırkçı saldırıların yüzde 12 oranında yükseldiğini görüyoruz. Bunun anlamı ise bir yıl öncesine göre 60 bin yeni olayla daha çok ırkçı saldırı yaşanmış olmasıdır.

Sarhoş hakime ceza 

Kebapçıların karşılaştığı davranışlar bazen İngiliz basınında da konu oluyor. Üstelik bunlardan biri sarhoş bir hakimin çıkardığı olaydı. 29 Ağustos 2003 tarihinde BBC haber bültenindeki haberlerden birisi sarhoş hakimin kebapçıda çıkardığı olaydan sonra aldığı ceza ile ilgiliydi. Scarborough, St.Thomas caddesindeki Best Kebab’a gelen ve sarhoş olan hakim David Messenger kebap alırken sorun çıkararak çalışanlarla tartışır. Dükkanda şiddet yaratan sarhoş hakim bazı eşyalrı kırarak dükkana zarar verir ve girdiği mutfaktan çıkmaz. Hatta olay yerine gelen polislere de direnir. Tutuklanır ve mahkemeye çıkarılır. Hakim Messenger, suçsuz olduğunu iddia etse de, davanın hakimi meslektaşı Dr. Marilyn Jones tarafından ‘sarhoşken tartışma çıkarmak, kasten eşyalara zarar vermek ve polise direnmek’ suçlarından 8 yüz sterlin para cezasına çarptırılır.

Sarhoş olup toplumun düzenini bozduğu için meslektaşına ceza veren hakim Jones mahkemede Messenger’a şöyle seslenir, ‘’Yalnız kendinizi değil, mesleğinizi de düşünmeliydiniz. Size vereceğimiz ceza toplumdaki durumunuza göre hafif kalacaktır’’.

’Irkçılık kanser gibi’

Makemelere yansıyan bir başka olayda ise; 1999 yılında, Diss kentinde James Pells adlı bir İngiliz, kebap dükkanı işleten Türk kebapçıya, ‘Türk p…’ diyerek şişeyle saldırıp yaraladı. Mustafa Köker’in Aksiyon Dergisi’nde 2004 yılında yayınlanan haberine göre saldırgan İngiliz’e mahkemenin verdiği ceza, temyiz mahkemesi tarafından az bulunarak7 aydan 21 aya çıkarıldı ve ırkçılıktan 9 ay hapis cezası verildi. Üstelik mahkemeye itiraz ederek cezanın arttırılmasını isteyen İngiltere Başsavcısı Lord Peter Goldsmith idi. Nowich’te yapılan temyiz duruşmasına da bizzat katılan Başsavcı, ‘’Irkçılığın bir kanser gibi var olmaya devam ettiği İngiliz toplumunda, insanların yargıya ve yaşadıkları topluma güvenmelerini sağlamak zorundayız. Bu davada da vereceği mesajla örnek teşkil etmelidir’’ diyerek davanın önemine dikkat çekiyordu.

Ailelerin sorumsuzluğu

Basına yansıyan bir başka haber ise; İskoçya’da take-away işleten Mehmet Bekiroğlu’nun yaşadıkları. Londra Gazete’nin haberinde, Edinburg yakınlarındaki Mayfield Midlothian’da 16 yıldır aynı dükkanı işleten Mehmet Bekiroğlu, geçtiğimiz yazın başından itibaren ırkçı saldırılara uğradığını anlatıyor. Yaşları 15-16 olan bir grup gencin defalarca dükkana gelip olay çıkartıp, dükkana zarar vererek, küfürler edip gittiklerini anlatıyor. Haliyle çalışanların ve müşterilerin de bu durumdan etkilendiğini söylüyor. Son olarak geçtiğimiz günlerde çalışanlara da saldıran gençler, Mehmet Bekiroğlu’nu da kolundan yaralamışlar. Mehmet Bekiroğlu’nun gazetelere yansıyan sözleri ise bir hayli düşündürücü: ‘’ Aynı bölgede yaşayan İtalyan, Çin ve Hint işletmeler de benzer saldırılardan nasibini alıyorlar. Bu çocukların yaşları 18’den küçük olduğu için polis tutanak tutup salıveriyor. Bu yaşta henüz dünyayı tanımayan gençlerin farklı etnik kökenden gelen insanlara duydukları düşmanlık tamamen ailelerin sorumsuzluğundan kaynaklanmaktadır’’.

Döner dükkanları gece geç saatlere kadar eğlenenlerin yemek yediği mekanlardır. Pub çıkışı, bar çıkışı birçok alkollü kişi buralarda kebap ya da döner yedikleri için dönerin adı sarhoş yemeğine çıkmıştır.

Take-away olarak bilinen kebap dükkanları bir anlamda gecelerin restoranlarıdır. Fish&Chips dükkanları da. Yeme-içme sektörünün ağır emekçileridir onlar. Öğle saatlerinde açtıkları dükkanlarını gecenin geç saatlerinde kapatırlar. Yorucu bir maratondur, onların insanları doyurmak için çalışmaları. Saatler gece yarısını bulduğunda herkes evine çekilmişken bile onlar döner keserler, ‘’garlic sos’’, ‘’chili sos’’ sorarlar, müşterilere kebap hazırlarlar. Pub’dan club’tan, sinemadan, partiden çıkan kebap dükkanlarına koşar ve kuyruklar oluştururlar kebap yemek için. Geceler bazen uzun gelir onlara, sorunlu müşteri olursa. Bazen sarhoşu gelir sorun yaratır, bazen dertlisi gelir, bütün sinirini onlara boşaltır. Bazen ayrımcılığa kadar götürürler hareketlerini.

Belki çok karşılaştıkları için kanıksadıkları saldırgan ve ayrımcı hareketleri, küfürleri çoğu zaman alttan alırlar. Dertlenip içeni, patronuna kafası bozulanı, sevgilisiyle atışanı bir bahane bulur çatar onlara, daha da ileri gider yabancı oluşlarına hakaret eder.

    TOP